Tespih Nedir?

1000-ayar-kazaz-puskullu-kirmizi-siyah-hareli-sikma-kehribar-tespih
Özel Tasarım Sıkma Kehribar Kalemli Tespih
Özel Tasarım Sıkma Kehribar Zirkon Taşlı Kalemli Tespih

Tespih Nedir?

Tespihin anlamı nedir?

Doğru yazılışı tesbih değil tespih‘tir. Saymak, sayarak anmak anlamında gelir. Özünde Allah’ı ululamak, onu tüm eksik ve kusurlardan tenzih etmek anlamı taşır. Aynı zamanda ayırmak, yüceltmek manasına da gelir.

1000-ayar-kazaz-puskullu-kirmizi-siyah-hareli-sikma-kehribar-tespih

Tespih,

Pek çok dinde kullanılır. Din dışında stres atmak için çevrilir. Tespihin 11, 33 ve 99 taneli olanları Müslümanlar, 108 taneli olanı Budistler tarafından kullanılır. Tespihin ucundaki parçaya imame denir. Tahminlere göre Müslümanlar tespihi Budistlerden almışlar.  Hristiyanlar da Müslümanlardan Avrupa’ya… Papa V. Pius, 1596’da yazdığı yazısında, Dominikus’un 1221 yılında Avrupa’ya tespihi getirdiğini yazmıştı.

İlk Hristiyan tespihleri 33 taneli olup bu 33 tane İsa Mesih’in bu dünyada 33 yıl ömür sürmesini hatırlattığı için kutsal sayılmıştır (33 sayısı ile ilgili olarak bkz. Baal).

İslamiyetin ilk yıllarında Müslümanlar tespih yerine el içinde parmaklarını sayarlarmış.

Ancak Hz. Muhammed hiç kullanmamıştır. Hz. Ebu Bekir döneminde ilk defa kullanıldığı sanılıyor.

“Tespih çekmek”

Namazı tamamlayan bir ayrıntı olarak önemlidir. Ancak birçok Müslüman bu sayıyı tespih taneleri ile değil, parmakları ile belirlemektedir. Tespih günümüzde takı olarak da, stres atmak için de kullanılmaktadır. Son yıllarda erkek takısında önemli bir aksesuar olarak yerini almıştır.

TESPİH HAKKINDA

Tespihin tarihine baktığımızda insanlık tarihi kadar eskidir. Tespih her asırda farklı bir amaç için kullanılmış ve bir alışkanlık haline gelmiştir. Şöyle ki; insanlığın ilk yıllarında tespih avcılık hünerlerini gösteren bir bonservis olarak kullanılıyordu. Avcılıkla uğraşanlar avladıkları hayvanların kemiklerini ( her hayvan için farklı bir kemik) kullanarak bunları boyunlarına, başlarına veya tespih olarak takıyorlardı. Tespih bir nevi takı olarak, aksesuar olarak, güç gösterisi olarak zaman içinde şekillenmiştir. Kemik tespihin tarihi de işte buradan gelmekte. Günümüzde de hayvan kemiğinden yağılan tespihler büyük ilgi görmektedir.  Orta Çağ dönemindeki savaşlarda galip gelen askerlerin ellerinde düşman askerlerin kemiklerinden oluşan tespihler olurdu.

Tespih Brahmanlar tarafından Hindistan’da ibadet amaçlı kullanmışlardır. İbadet yönünden tespihi ilk kullanan din Budizm’dir. İslam dininde olan zikir ve hatim etmeye benzer ibadetlerini yerine getirmede etkili bir araç olmuştur.

Hindistanlılar tespihi stres atmak ve meditasyon amaçlı kullanmışlardır. Meditasyon sonrasında tespihin çeşitleri ve modelleri artmıştır.

Budizm’e inanan ve yeni başlamış öğrencilerin bu dünyevi zevk ve eğlenceden vazgeçmesi, bir terbiye altına alınması için ince, sık ve bol taneli tespih kullanılmıştır. Buradaki amaç sabrı, gayreti, hırsı, egoyu, kibri ve bunun gibi nefsi terbiyeyi amaçlayan tespih modelleri çıkarmışlardır. Hindistan’da yapılan ilk öğreti tespihleri sandal ağacı ve 1000 adet küçük tanelerden ulaşmaktaydı. Tabi ki ilim ve marifet ilerledikçe tespihin kullanımı ve yeri değişmiştir. Örnek verecek olursak Siddharta Gautama’nı tespihin başında olduğu görürüz. Bazı rivayetlere göre Siddharta Gautama’nın sabır ve azimle Nirvana’ya ulaşmasındaki en büyük etkenin tespih olduğu söylenmektedir. Budizm inancına göre Nirvana’ya ulaşmasını sağlayan her ne varsa saygı görmektedir. Tespihin çok uzun yıllar dini sembol olarak kullanıldığı yer Hindistan’dır. Bu durum gösteriyor ki Müslümanlar tespihi Budistler’den almışlardır. Hristiyanların da Müslümanlar’dan aldığı bilinmektedir. Hatta Avrupa’da ki Papa (Katolik) V. Pius 1596 da bildirdiği yazıyla Dominikus’un 1221 yılında Avrupa’ya tespihi getirdiğini belirtmiştir.

İslamda olduğu gibi Hristiyan tespihleri de 33 tanedir. Bu 33  Hz. İsa’nın bu dünyada 33 yıl ömür sürmesini hatırlattığı için inananlar arasında kutsal sayılmıştır.

İslamiyetin ilk yıllarında Müslümanlar tespih yerine el içindeki parmaklarını sayarlardı. Ancak Hz. Muhammed (S.A.V.) hiç tespih kullanmamıştır.

Bazı hadislerde Peygamber’in zamanında namaz ve dua sırasında hurma çekirdeği veya çakıl taşlarını kullanarak ‘Sübhanallah’, ‘Elhadülillah’ ve ‘Allahüekber’ kelimelerini 33 er defa tekrarladığı belirtilmekle birlikte, bunun  hangi tarihte başladığı ve yayıldığı da bilinmiyor. Tespihin Hz. Ebu Bekir döneminde ilk defa kullanıldığı rivayeti vardır. Tespih çekmek, namazı tamamlayan bir ayrıntı olarak önemlidir. 

OSMANLIDA  TESPİH

16. Yüzyıl’dan beri Osmanlı’nın başkenti olan İstanbul’da en güzel tespihler yapıldı ve raflarda yerlerini aldı.

Tespih hakkında Osmanlı döneminin en meşhur öyküsü şudur;

Sultan Ahmet yaptırdığı caminin kaç kişi alacağını öğrenmek ister ve bu yüzden namaz vaktinde caminin giriş ve çıkışlarında tespih dağıtılması emrini verir. Söylendiğine göre 86.000 adet camiye girenlere, 86.000 adet de camiden çıkanlara dağıtır. Caminin ziyaret kapasitesinin 172.000 kişi olduğu tespih sayesinde tespit edilir.

sigircik-kesim-bakalit-kehribar-tespih

Camilerde Allah’ın sıfatları tespih edildiğinden; tespih taneleri 99 adete yani Esma-ül Hüsna sayısına göre ayarlanmıştır. Osmanlı döneminde hem 99 taneli tespihlerin taşınmasındaki sıkıntı, hem de daha kullanışlı olması sebebiyle 33 taneli tespih ortaya çıkmıştır.

Osmanlı zamanında farklı meslek gruplarının kendine has tespihleri vardı. Örneğin kuka tespihi hekimler tarafından kullanıyordu. Kuka, antiseptik ve antibakteriyel olduğundan Osmanlı zamanında mikrop kırıcı olarak kullanılıyordu. Bazı kaynaklara göre elinde kuka tespih olmayan hekimleri saraya ve hastanın yanına almıyorlarmış.

Osmanlı zamanında deve mübarek sayıldığından deve kemiğinden tespihler yapılıyordu. Bu tespihi ya kervansaraylarda kullanılır, ya da tüccarlar kullanırdı.

Tespih Osmanlı zamanında bir nevi, bir kimlikti. Bir kişinin ne iş yaptığı veya hangi tasavvuf kolunda ne konumda bilgili olduğunu, hangi kademede olduğunu kullandığı tespih sayesinde rahatça öğrenebilirdiniz.

Günümüzde tespihlerin kullanım şekli eskiye nazaran daha farklı bir hal almıştır.

Bir Tespihi Değerli Kılan Unsurlar Nelerdir?

Materyal

Tespih, inci, necef, yakut, akik, ametist gibi değerli taşlar; kehribar, oltu taşı gibi fosillerin yanı sıra abanoz, ceviz ve kuka gibi ağaçların da aralarında yer aldığı birçok farklı materyalden üretilebilir. Tüm bu materyaller arasında ise değerli taşlardan üretilen tespihler en değerli tespihlerdir. Nadir bulunan taşlar aşırı sert olduklarından işlemeleri ustalık gerektirir.

Taneler ve Boyutları

Tespihteki tanelerin ve imamenin büyüklüğü, tespihi değerli kılan önemli bir unsurdur. Tespihin değeri, tanelerin boyutları büyüdükçe misli misli artar. Örneğin 8 mm çapında bir tane varsayalım 10 USD değerinde iken; (fiyatlar varsayımdır) 16 mm çapında bir tane 50 USD olabilir. Çünkü iri taneler daha nadir bulunurlar.

Renk Uyumu

Değerli taşlardan yapılmış tespihlerde, her bir tane; dokusu açısından diğerinden farklı ve benzersizdir. Buna karşın tesbihi bir araya getiren taneler ve imame arasında hoş bir ton uyumu olmalı, seyretmesi insana zevk vermelidir.

Ses Uyumu

Tespihin çekilmesi esnasında tanelerin birbirine çarparken çıkardıkları ses de çok önemlidir. Özellikle değerli taşlardan yapılmış tespihlerin çekilirken çıkardıkları ses, kuş cıvıltısını andırır ve sakinleştirici özellikleri vardır. Özellikle iri taneli tespihlerde bu ses çok daha belirgindir ve hoş bir duygu verir.

İmame ve Boyutu

Tespihin imamesinin, taneler ile aynı materyalden, renkten ve desenden olması, ayrıca iri olması tespihin değerini misli misli arttırır. Çünkü bu büyüklükte parçayı bulmak, bu derece sert bir materyalin ortasından sicimin geçeceği dikine uzun bir delik açmak çok zordur. Genellikle bir imame yapmak için birkaç imame delinirken kırıldığı için kaybedilir. Bazen sadece imame, tespihteki tüm tanelerden daha değerli olabilir. Bu yüzden normal tespihlerde çoğunlukla gümüş vb. malzemelerden imameler kullanılır.

Orijinallik

Günümüzde gelişen teknoloji ile birçok renkli cam materyal değerli taşlara benzetilebilmektedir. Bunların maliyetleri de çok düşük olmaktadır.

İşçilik

Temel kural olarak bir tespihin işlenmesi ne kadar güç ise, tespih o kadar değerlidir. Bu yüzden de son derece sert, buna karşın kırılgan oldukları için işlemesi de o derece güç olan değerli taşlar, yine yüksek değere sahiptirler. Örneğin çok yumuşak materyaller olan ve bir çakıyla bile işlenebilen oltu taşı, lüle taşı gibi materyallere karşın, sadece kendisinden daha sert yegane materyal olan elmas ile işlenebilen (aşındırılabilen, şekil verilebilen) değerli taşlardan yapılan tespihler çok daha değerlidir. İşçilikteki ikinci önemli unsur ise tanelerin tornada mı yoksa elde mi işlendiğidir. Düz yüzeyli (yani üstünde herhangi bir el işçiliği (desen, işleme vb. olmayan) küre, fıçı, silindir vb. formlardaki taneler, tornaya takılarak -görece- kolay işlenirler. Buna karşın tanelerin yüzeyine ayrıca çeşitli desenler işlenmişse (çiçek, hayvan gibi çeşitli şekiller vb.) veya taneler fasetalı olarak tabir edilen çok yüzeyli şekilde üretilmişse tespihin değeri işlemenin detay seviyesi de göz önüne alınarak misli misli artar. İşçiliği değerlendirirken göz önünde tutulacak bir başka unsur da, imamesinden tutulup aşağı doğru sarkıtılan tespihin tanelerinin ne kadar düz dizildiğidir. Yandan bakıldığında tanelerin biri dışarda, biri içerde görünüyor ise (içlerinde sarhoş tabir edilen, tam ortadan delinmemiş taneler var ise) bu görünüm tespihin değerini işçilik açısından düşürür. Taneler ne kadar düz dizilmiş ise tespihin işçilik açısından değeri o kadar artar.

Sadelik ve Tevazu
Tespih aynı zamanda sahibinin kişiliğini yansıtır. Bu yüzden değerli bir tespih sade ve makul olmalıdır. Nasıl ki alçak gönüllü ve tevazu sahibi bir insan, rüküş olmaz ise, değerli bir tespih de fazla süslü olmamalıdır. Bir tesbih temelde taneler ve imameden oluşur. Bu yüzden de aşırı süslenmiş, tespihler pek hoş karşılanmazlar.

Sonuç olarak bir tespihi değerli kılan unsurlar; kullanılan materyalin nadirliği, tanelerin ve imamenin iriliği, renk ve ses uyumu, tespihin üretiminde sarf edilen emek ve işçiliğindeki ustalıktır.

Zümrüt, Yakut, Zultanit, Lapis, Firuze, Lüle taşı, Akik, Kuars, Oltu, Ametist, Yeşim, Yıldız taşı, Necef, Kan taşı, Şah Maksut gibi kıymetli ve yarı kıymetli taşların yanı sıra; Sedef, İnci, Mercan, Fildişi, Deve dişi, Mors dişi, Deve Kemiği, Fil kemiği, Bağa, Keçi, Manda, Geyik,Ceylan, Bufalo, Sergerdan(Gergedan boynuzu), gibi hayvansal ürünlerden tespihler yapılır. Organik maddelerden yapılan Kehribar, Siyah kehribar, ayrıca Abanoz, Zeytin çekirdeği, Gül, Peleseng (gemi ağacı), Vengi (Sandal Ağacı), Demirhindi, Sakız Ağacı, Kuka, Narçıl, Andız, Gül ağacı, Yılan ağacı, Öd ağacı, gibi bitki kökenli tespihlerin yanı sıra kristal, Beykoz boncuğu gibi cam tespihler de yapılır. Tespihlerin 33’lük bölümlerini ayıran ayrı parçalara “nişane”, iki ucu birleştiren ve genellikle çok süslü yapılan parçaya da “imame” denir. Altın, gümüş ve ibrişim püsküllü imamelerin ucuna takılan değerli taşlar, altın, gümüş tel örgülü saçaklar tespihe ayrı bir güzellik katar.

En iyi tespihler Osmanlılar devrinde İstanbul’da yapılmış, İstanbul’da yüzlerce tespih atölyesi açılmıştır.

Tespihlerin çok ufak tanelilerine “zenne” yani “kadın tespihi” denir...

Bir de genellikle ceviz ve ıhlamur ağacından yapılan iri taneli en büyüğü 999’luk zikir tespihleri mevcuttur. Bunlar tekke işi olup zikir ayinleri sırasında çekilmiştir.

Türkiye’de birçok müzede büyüklü küçüklü tespih koleksiyonları bulunduğu gibi pek çok tespih meraklısı çok değerli tespih koleksiyonlarına sahiptir…

Kehribar nedir? Nasıl oluşur?

Kehribar, milyonlarca yıl önce yaşamış, çok geniş alanlar kaplayan, yüksek ağaçlı, tropik ve yarı tropik ormanlardaki ağaçların salgıladığı reçinenin fosilleşmiş halidir. Kehribar çoğunlukla kozalaklı ağaçların reçinesinden oluşmasının yanı sıra, tropik çiçekli ağaçların reçinesinden de oluşabilir. Reçine, ağaçların bir korunma mekanizmasıdır. O dönemlerde tropik ve yarı tropik iklim koşullarında yaşayan yüksek ağaçların, iklimin gittikçe yüksek sıcaklıklara ulaşması nedeniyle de bol miktarda reçine ürettikleri düşünülmektedir.

Ağaçta reçine salgı tipleri:
1- Dahili çatlakta reçine
2- Kabuk altında reçine
3- Dahili reçine cebi
4- Kabuk içinde reçine
5- Harici yara dolgusu
6- Sarkıt şeklinde reçine akıntısı
7- Harici damla biçimli reçine

Bu reçine, onu salgılayan ağaçla birlikte veya tek başına genellikle sellenme ile lagün, delta, veya denizel ortama taşınır. Burada sediment (kırıntılı malzeme) lerle birlikte gömülür. Milyonlarca sene boyunca ortama taşınan, bazen yüzlerce metre kalınlık oluşturan çökel malzeme altında kalan reçine, basınç ve sıcaklık koşulları altında sertleşerek kehribara dönüşür.

Reçineden kehribara dönüşümde, reçinenin içine gömüldüğü sedimentlerinde önemli bir rolü olduğu düşünülmektedir. Mesela, Borneo kehribarı Orta Miosen yaşlıdır. Buradan gelen koyu renkli kumtaşı içinden çıkarılan örnek kesin olarak kehribar (alkolle reaksiyona girmiyor) olmasına rağmen, kiltaşı seviyelerinden elde edilen sarı renkli fosil reçine copal dir (alkolle reaksiyona girmiştir). Yani aynı süreci yer altına gömülü olarak geçiren reçine muhtemelen içinde bulunduğu tortulların etkisiyle yeterli olgunluğa erişememiş ve cobal aşamasında kalmıştır. Kehribarlaşmanın en önemli etkenleri kabul edilen basınç ve sıcaklık yanında reçinenin içine gömüldüğü sendimentlerin türünün de etkili olduğunun düşünülmesine rağmen bu dönüşümün tüm mekanizması henüz anlaşılabilmiş değildir.

Ağaç Tespihler

Tespih yapımında yaygın olarak kullanılan malzemelerden biri de ağaçlardır. Dünyanın çeşitli yerlerinde yetişen, kimi nadir kimi yaygın bulunan ağaçlardan elde edilen malzemeden yapılan ahşap tespihler, ağaçların birer “canlı” olması dolayısıyla özel kabul edilirler. Kimi ağaçların kokusu ve dokusu, kimilerinin ise çeşitli özellikleri, onlardan elde edilen tespihlere yansır. Bunun yanında malzemenin doğal ve “canlı” ağaçlardan elde edilmesi nedeniyle, hem canlılığın tespihte devam ettiğine, hem de tespihi kullanan insanı iyi hissettirdiğine inanılır.

Ağaçlardan elde edilen tespih türleri:

Abanoz Tespih

Azobe Tespih

Bocote Tespih

Ceviz Tespih

Demirhindi Tespih

Elma Ağacı Tespih

Gül Ağacı Tespih

Kan Ağacı Tespih

Kiraz Ağacı Tespih

Kuka Tespih

Maun Tespih

Narçıl Tespih

Öd Ağacı Tespih

Palmiye Tespih

Sandal Ağacı Tespih

Yılan Ağacı Tespih

Zeytin Ağacı Tespih

Abanoz

Abanoz, tropikal bölgelerde yetişen bazı ağaçlardan elde edilen odundur. Oldukça sert yapıdadır ve çok iyi cila tutar. En içteki öz bölümünün simsiyah olması nedeniyle birçok ülkede siyah renk anlamında kullanılır.

Abanozun Özellikleri

Geniş gövdesi ve simsiyah rengi ile tanınan abanoz ağacından elde edilen malzemenin, siyaha yakın renkte ve ağır olanı “en iyi” kabul edilir. Tespih yapımında kullanılan malzeme ise ağacın orta bölümünden 30 – 100 cm çapında kütüklerden elde edilir. Eski çağlardan bu yana değerli kabul edilen abanoz, pek çok kralın asa ve tahtının yapımında ve çeşitli heykellerde kullanılmıştır. Bu özellikleriyle öbür odunlara hiç benzemediği için eski çağlardan beri çok değerli sayılmıştır. Rengi, dayanıklılığı, sertliği ve iyi cila tutma özelliği dolayısıyla, uzun yıllar önce başlayan abanozdan tespih yapımı ise günümüzde de yaygındır.

Abanozun Bulunduğu Yerler
Abanoz tropik ve subtropik bölgelerin odunlu bitkileridir. Vatanı Japonya, Asya, Malezya, Amerika, Afrika, Hindistan, Sri Lanka, Doğu ve Batı Hint Adaları’dır. Bunun yanında pek çok çeşidi bulunmaktadır.

Azobe

Afrika’nın bilinen en sert ağaçlarından bir tanesi ve çok kıymetli olan Azobe, temin etmesi güç bir ağaçtır. Türkiye’de de nadir görülen bir ağaç türüdür. Doğal yaşama ortamı, subtropikal veya tropikal nemli ova ormanlarıdır. Gana’da, Kaku adıyla bilinen azobe, yaygın olarak köprü ve demir yolu yapımında kullanılır. Tespih yapımında ise yaygın olarak ağacın gövde kısmına ihtiyaç duyulur.

Azobe Ağacının Özellikleri

Azobe ağacının gövdesi genellikle düzdür. Yaklaşık 2 cm kalınlığındaki kabuk kısmı kırmızı-kahverengi renkte olan ağacın, kabul altındaki iç kısmı ise parlak sarıdır. Genç ağaçlar altında dört metre yüksekliğindeki yeşilimsi-gri tabaka, ağaç geliştikçe pembe veya açık kahverengi olur.

Azobe’nin Bulunduğu Yerler

Azobe genellikle Kamerun, Kongo Cumhuriyeti, Kongo, Fildişi Sahili, Ekvator Ginesi, Gabon, Gana, Liberya, Nijerya, Sierra Leone, Sudan ve Uganda Demokratik Cumhuriyeti içinde bulunur.

Bocote 

Tropikal iklimlerde görülür ve dokusu düzgün yapıdadır. İşlenmesi zordur. Bu nedenle bocote malzemenin tespihe dönüştürülmesi de yoğun emek ister.

Bocote’nin Özellikleri

Çok yoğun sıkı bir ağaçtır. Güçlü ve dayanıklıdır. Set bir ağaç türüdür. Açık altın kahverengiden siyaha doğru değişken renklerden oluşur. Kabuğunda gri veya sarı ağırlıklı renkler bulunur. Dört köşeden kesildiği zaman benekli çizgili dokusu vardır.

Bocote’nin Bulunduğu Yerler

Tropikal Amerika, Batı Meksika, Guatemala, Honduras Nikaragua, Kolombiya, Küba, Dominik Cumhuriyeti, Haiti ve Jamaika.

Ceviz Ağacı

Ceviz, cevizgiller familyasından tek tüyümsü yaprakları karşılıklı dizilmiş ve aromatik kokulu ağaç türlerinin ortak adıdır. Kışın yapraklarını döken cevizin özü koyu, dış kısmı açık renkli, ağır ve güzel cila kabul eden odunları vardır.

Ceviz Ağacının Özellikleri

Uzun ömürlü, gövdesi kalın, kerestesi ve meyvesi değerli bir ağaçtır. Diri odun grimsi beyaz ile kırmızımsı beyaz renkte, öz odun ağaç yaşı ve yetişme yeri ile ilgili olarak çok değişken olarak gri ile koyu kahverengi ve koyu şeritli olabilir. Öz odun orta derecede dayanıklıdır. Kalın ve sert bir tür olduğu için tespihte işçiliği zordur.

Ceviz Ağacının Bulunduğu Yerler
Hemen hemen dünyanın her yerinde yetişebilir.

Demirhindi

Adı, Arapça’da “hint hurması” olarak bilinen tamr-i hindi’den gelen Demirhindi, 10-25 m boyunda büyük bir ağaçtır. Eski Yunanlılar ve Mısırlılar’ın Milattan Önce 4. yy’da kullanmaya başladıkları ağaç, Osmanlı tıbbı ve mutfağında da kullanılmıştır. Yaygın olarak meyvesinden faydalanılmış  ve baharat yapımında kullanılmıştır. Dayanıklı ve sert yapısıyla tespih yapımında da çokça kullanılmaktadır.

Demirhindinin Özellikleri
Ortalama 2,5-3,5 cm genişlikte, keçiboynuzuna benzeyen koyu kestane renginde meyveler verir. Ortalama ömrü 150 yıldır. Ağaçtan elde edilen malzeme açık sarıdan kemik rengine kadar çeşitli renk tonlarında olabilir. Damarlı ve desenli bir yapı gösterir. Gövdesi kalın ve sert olduğu için tesbih yapımında işçiliği zordur.

Demirhindinin Bulunduğu Yerler 
Özellikle Mısır ve Hindistan’da yetişen ağaç, Afrika, Hint Asya, Latin Amerika ve Türkiye’nin güneydoğu bölgelerinde görülür.

Elma Ağacı

Gülgillerden, insan vücuduna faydalı meyveler veren Elma ağacının ana vatanı Asya’dır. Dünyada en çok tüketilen meyve türü olan elmanın 25 türü ve 6 bin kadar çeşidi vardır. Türkiye’de de pek çok bölgede bulunmaktadır.

Elma Ağacının Özellikleri 
Boyu 7-8 m’ye kadar çıkan elma ağaçlarının, türe göre, koyu griden çok pembe renge kadar değişen silindirik muntazam gövdeleri vardır. Dalları, odun ve meyve dalı ile obur dallar olmak üzere üç gruba ayrılır. Kabuğu türlerine göre kalın ya da ince ve farklı renklerdedir. Meyve türlerinin ayırt edilmesini sağlayan en belirgin özellik, kabuğun rengidir. Tespih yapımında, ağacın gövdesi ve dalları kullanılabilir.

Elma Ağacının Bulunduğu Yerler 
Elmanın ilk olarak Kuzey Anadolu’da, Güney Kafkaslar, Rusya’nın güneybatısında kalan bölgeler ve Orta Asya dolaylarında ortaya çıktığı sanılmaktadır. Tüm dünyaya da buradan yayıldığı düşünülür. Türkiye’de ise Amasya, Orta Karadeniz çevresi başta olmak üzere Niğde, Nevşehir, Konya, Isparta ve Burdur illerinde yetişir.

Gül Ağacı

Yaygın olarak bilinen ve insanoğlunun yaşamında özel bir anlamı olan güller ile karıştırılmaması gereken bu ağaç, tropikal iklimlere özgü farklı bir ağaçtır. 19. yüzyılda işlenmeye başlanan ağaç, ilk olarak İngilizler tarafından mobilya üretiminde kullanılmıştır.

Gül Ağacının Özellikleri
30 metre boyunda, yaklaşık 2 metre eninde büyük bir ağaç olan gül ağacı, her daim yeşil yapraklara sahiptir. Kırmızı, pembe, mor ve kahverengi renklerde bulunabilir. Hafif bir türdür. Ahşap tesbihlere özgü olan “ip kesmeme” özelliği nedeniyle tesbih yapımında da tercih edilen bir malzemedir.

Gül Ağacının Bulunduğu Yerler
Güney Amerika, Brezilya Kolombiya, Ekvador, Guyana, Peru, Surinam ve Venezuela’da yaygın olarak bulunur.

Kan Ağacı/Paduk

Afrika kökenli, sert bir ağaç türüdür. Griden kırmızıya doğru koyulaşan renkte koyu kırmızıdır. Dokusu oldukça güzel ve düzgündür.
Kan Ağacının Özellikleri
Ağacın kabuk ile öz kısmı arasında kalan 6-10 cm genişliğindeki diri odun beyazımsı ve krem renginde, iç kısmı ise kırmızımsı renktedir. Bu kısım, ağaç kesildikten sonra morumsu kahverengiye dönüşür. Kan ağacı dayanıklı ve uzun ömürlüdür. Genellikle ipeksi dokuda, damarları düz sadedir. Yaygın olarak bilinen, yaşlı ağaçların daha iyi cila tuttuğudur. Bu nedenle tespih yapımında da yaşlanma aşamasındaki ağaçlar tercih edilir.

Kan Ağacının Bulunduğu Yerler
Batı Afrika, Nijerya, Kamerun, Ekvator Ginesi, Gabon, Kongo, Zaire, Angola’da bulunur.

Kiraz Ağacı

Anayurdu Kuzey Anadolu olan kiraz ağacı, antik dönemde Yunanistan’a götürülmüş ve oradan Avrupa’ya yayılmıştır.

60-70 yıl kadar yaşayabilen, uzun ömürlü bir ağaç türüdür.

Kiraz Ağacının Özellikleri
Dalları düzgün olan kiraz ağacının gövdesi düz ve diktir. Yine gövde kısmı grimsi siyah ya da donuk siyah olmakla birlikte enine çizgileri vardır. Yabani türleri 20-25 m’ye kadar uzayalabilir. Yaygın olarak görülen türü ise kısa boyludur. Yay ve pipo gibi aksesuarların yapımı için de kullanılan kiraz ağacı, tespih yapımı için de kullanılan gözde malzemelerden biridir.

Kiraz Ağacının Bulunduğu Yerler
Giresun, Güney Kafkasya, Hazar Denizi ve Kuzeydoğu Anadolu’da doğal olarak bulunur. Kiraz yetiştiriciliği ve üretimi olarak Afyonkarahisar ili Sultandağı ve Çay ilçeleri Konya Ereğli yöresi de çok meşhurdur.

Kuka

Kuka, bir ağaç değil tropikal bir ağacın meyvesidir. Ve bu meyveden yapılan tespihlere de kuka tespih adı verilir. Kuka, Osmanlı Devleti döneminde mikrop kırıcı özelliğinden dolayı hekimlikte sıkça kullanılmıştır. Hindistan cevizine benzer. İçindeki öz kısmı ayıklandıktan sonra etli kısmı işlenerek tesbih elde edilir.

Kukanın Özellikleri
Kuka kaygan ve pürüzsüz yapısı ve el ile temas ettikçe renginin koyulaşması dolayısıyla tespih yapımında kullanılan malzemeler arasında en özellikli olanlardan biridir. Ayrıca kukadan yapılmış tespihler, oldukça hafif ve her türlü dış etkiye karşı dayanıklıdır. Bunun yanında malzemenin mikrop kırıcı özelliği de bu tespihlerin tercih edilmesinde etkilidir.

Kukanın Bulunduğu Yerler
Tropikal iklime sahip Endonezya, Hindistan, Brezilya gibi ülkelerde bulunur.

Maun

Maun, “Swietenia Mahogani” ağacının tahtasına verilen isim olmakla beraber, çeşitli türlerden koyu renkli ağaçlara verilen genel bir addır. Çok uzun boylu bir ağaç olan maun, parlak, kırmızımsı ve sert kerestesi olan büyük orman ağacıdır. Büyük tüylü yaprakları ve salkımlar oluşturan küçük çiçekleri vardır. Dayanıklı bir ahşap türü olan maun, 18. yüzyıl başlarından bu yana çeşitli aksesuarlarla birlikte tespih yapımında da özellikle tercih edilen bir malzemedir.

Maunun Özellikleri
Sert ve damarlı bir ağaçtır. Ham hali sarı olan ve sonradan koyulaşan maun, işlemesi zor olduğu için oymacılık işlerinde kullanılır. Tespih yapımında da iyi işlenebilmesi, sertliği, sağlamlığı ve rengi itibariyle aranan malzemelerdendir. İyi cila kabul eder. Maun, sadece sağlamlığından ötürü değil, zamanla biçimini değiştirmemesi özelliği ile de değerli kabul edilir. Tespihler için koyu renklisinin daha uygun olduğu düşünülür.

Maunun Bulunduğu Yerler
İlk olarak Batı Hint Adaları’nda keşfedilen maun, Amerika, Afrika ve Hindistan’da yetişmektedir. Türkiye’de ise bulunmaz.

Narçıl

Narçıl, bir dönem, Hindistan’da bol miktarda yetişen büyük cins Hindistan cevizinin kuruyup koyulaşan sütüne verilen isimdir. Dünyada yalnızca Hint Okyanusun’da yetişen ve on yılda olgunlaşan bir tür Hindistan cevizinin katılaşmış süte benzer özüdür. Narçılı oluşturan meyve aynı zamanda dünyanın en büyük meyvesi (20-25 kilo) olarak da bilinir.

Narçılın Özellikleri
Narçıl, günümüzde nadir olarak bulunsa da özellikle çekimi çok hoş olduğundan tesbih yapımında kullanılmaktadır. İlk işlendiğinde süt beyaz renkte olan narcıl, zamanla gri tonlarına doğru renk değiştirmektedir. Malzemenin nadir bulunması, narçıl tespihleri de özel kılar.

Natçılın Bulunduğu Yerler
Yalnızca, Hint Okyanusu’ndaki Seychelles Adalarından Praslin’in bir vadisinde yetişir.

Öd Ağacı

Tropik bölgelerde yetişen, dini törenlerde yakılan ve yanarken güzel koku veren, odunu ve kabuğu hoş kokulu bir ağaç türüdür. Sarısabır olarak da bilinir. Bitkinin yaprakları birer rozet görünümünde, topraktan yayvan bir şekille çıkarak yukarı doğru bükülürler. Çiçekleri sarı veya kırmızıdır.

Öd Ağacının Özellikleri 
60 cm gövde çapına sahip ve 40 metre kadar uzayabilen ve her daim yeşil, büyük bir ağaç türüdür. Kesilmiş, esmer odun taneleri halinde satılır. Değerli kerestesi kahverengi, mor, esmer hatta vişneçürüğü olabilir. Ağacın belirgin özelliği koyu kahverengiden menekşe rengine doğru değişen damarları ve çizgileridir. Oldukça dayanıklı ve sağlamdır. Ağaçtan elde edilen ahşabın özgül ağırlığı yüksektir. Öd ağacından yapılan tespihler, çekildikçe parlar ve rengi koyulaşır. Ahşap çok sert olduğu için, tespih yapımında usta işçilik gerektirir. Baharlı, hafif bir kokuya sahiptir ki bu koku zencefile benzer. Öd ağacından yapılan tespihler, malzemenin hoş kokusuna da sahip olduğundan özeldir.

Öd Ağacının Bulunduğu Yerler

Daha çok Afrika, Suriye, Arabistan ve Güney Avrupa’da yayılış gösterir. Buna karşılık ılıman bölgelerde, park ve bahçelerde süs bitkisi olarak yetiştirilir. Özellikle Keşmir, Çin, Afrika, Suriye, Arabistan, Güney Avrupa’da ve Türkiye’nin Antalya şehrinde görülmektedir.

Palmiye

Tropik iklimlerde yetişen ve hoş görüntü oluşturan ağaçların ortak adıdır. Birçok türü vardır. Daha çok Akdeniz ülkelerinde bir süs bitkisi olarak yetiştirilen palmiyeler, kozmetik, içecek ve çeşitli eşya yapımında kullanılır.

Palmiyenin Özellikleri
Konik gövde yapısına sahip palmiyelerin hemen hiç dalları yoktur. En büyükleri 30 metreye kadar yükselebilmektedir. Özellikle tespih yapımında aranılan bir malzeme olan palmiye ağacı kadifemsidir. Palmiye tespihler eldeki mikrobu temizleme özelliğine sahiptir, dezenfekten görevi görür.

Palmiyenin Bulunduğu Yerler
Yaygın olduğu yerler Asya, Amerika, Büyük Okyanus Adaları ve Afrika’dır.

Sandal Ağacı

Sandal ağacı Santalaceae familyasından tropikal, 100 yaşına kadar yaşayabilen, uzun ömürlü bir ağaçtır. Hoş bir kokuya sahiptir. Son yıllarda yoğun ağaç kesimi nedeniyle tehlike altında olduğu bilinmektedir.

Sandal Ağacının Özellikleri
Boyu 4 ila 9 metre arasında değişen sandal ağacı, oldukça uzun ömürlü olmasıyla bilinir. İnce ve mızrak biçiminde dalları vardır. Hoş kokulu yapısı nedeniyle parfümeride ve tütsü üretiminde yaygın olarak kullanılır. Tespih yapımında tohumu kullanılan malzemenin, sakinleştirici kokusu özel tercih sebebidir.

Sandal Ağacının Bulunduğu Yerler
Sandal ağacının anavatanı Hindistan yarımadası, Avustralya ve doğu Endonezya’dır. Günümüzde ise Çin, Sri Lanka, Filipinler gibi çeşitli ülkelerin ormanlarına yayılmıştır.4

Yılan Ağacı

İngilizce’de ‘Snakewood’ olarak bilinen bu ağaç türü, adını yılan derisi biçimindeki deseninden alır. Sert ve dayanıklı yapıdadır. Bunun yanında kurutulması en güç ağaçlardan biri olarak bilinir.

Yılan Ağacının Özellikleri
İlk kesildiğinde kırmızımsı bir renktedir. Hava ile temas ettikçe rengi kahverengi tonlara dönüşür. Sert yapısı nedeniyle kesilmesi ve delinmesi çalışılması zor bir malzemedir. Çok iyi cila tutar. Odunu tatsız ve damarları düz olan ağacın bulunmas, işlenmesi zor ve zahmetli olduğundan, bu malzemeden yapılan tespihler de nadir bulunur ve çok kıymetlidir.

Yılan Ağacının Bulunduğu Yerler
Güney Afrika, Fransız Guyanası ve Amazon ormanlarında yetişir.

Zeytin Ağacı

Akdeniz iklimine özgü,  Nisan-Mayıs aylarında yeşilimsi-beyaz çiçekler açan, 5-15 m yüksekliğinde, kışın yapraklarını dökmeyen uzun ömürlü ağaç türüdür. 700-2000 yıl kadar yaşayabilirler. Yenilebilen meyveleri, hem beslenmede hem de çok değerli olan yağ üretiminde kullanılır.
Zeytin Ağacının Özellikleri
Odunu çürümeye karşı son derece dayanıklı olan zeytin, dayanıklılığın sembolüdür. Bu ağaçtan elde edilmiş süs eşyaları ya da tespihler de bu yönleriyle çok değerlidir. Sert ve sık dokulu bir ahşaptır. Kendine has bir kokusu vardır. Bunun yanında tespih yapımında zeytin çekirdeği de kullanılır.

Zeytin Ağacının Bulunduğu Yerler

İspanya, İtalya, Yunanistan, Türkiye, Suriye, Tunus, Fas, Mısır, Cezayir, Portekiz ve Lübnan, zeytin ağacının yaygın olarak bulunduğu ülkelerdir.

Değerli Taş Tespihler (GEM)

Değerli taşlar (GEM), hem kendilerine has estetik güzellikleri hem de şifalı özellikleri olduğuna olan inançla ilk çağlardan bu yana insanlık tarihinde yer bulmuştur. Taşların kutsallığına, büyüsüne ve kişileri etkileme gücüne her daim inanmış olan insanoğlu, günümüze kadar da bu inanışı sürdürmüştür. Değerli doğal taşlar, özellikle insan vücuduyla yakın temas haline bulunabilecek alanlarda kullanılmış, başta çeşitli ziynet eşyaları olmak üzere takılarda, aksesuarlarda ve süs eşyalarının yapımında kullanılmıştır. İşlenmeye uygun özellikleri ve yaygınlıklarına göre kendi içlerinde gruplandırılabilen taşlar, tespih yapımı için de vazgeçilmez malzemelerden biri olmuştur. Değerli taş malzemeler, sertlik derecelerine ve doğada bulunabilme özelliklerine göre yapıldıkları tespihin de değerini belirlerler.

Kaynak: Vikipedia ve diğer kaynaklardan faydalanılmıştır. Yazıdaki bilgiler tamamen bilgilendirme amaçlıdır.

 

 

Bu yazıyı paylaş